beton ormanın avcı ruhları kapılar ardında
açlık kodlarının şifresini daha çözememiş ama
sürtünüyor birbirine, yağmalıyorlar.
(Özgürlük nedir?)
Yazıya özgürlük nedir diye başlayıp bir soru işareti koyabilirim. Sonra da ''kişinin önüne sunulan yada kendi iradesiyle yaratmış olduğu seçenekler arasından bir seçim yapması veya bunlar arasından hiçbirini seçmemesidir'' tadında kelimelerle devam ederim. Ama bu bana göre sadece özgürlüğün temel kavramıdır. Gerçi, İran'da Ahmedinejad ülkenin batı müziği dinlemesini yasaklıyor, Amerika'da ise Bush ülkenin tüm mail akışının denetlenmesini istiyordu. Çok macera dolu Amerika, çok özgür değil mi Rafet El Roman? Benzer şekilde, 1939'da Hitler Polonya'yı işgal ettiğinde iç düşmanlar belli idi: Yahudiler, komünistler, entelektüeller vesaire.. Aynı şekilde İsrail, ellerinde taş olan çocukların, dövizlerinde evlatlarının fotoğrafları olan annelerin kollarında olan boşluğu ''terörist'' yaftasıyla doldurmak istiyor. ''Teröristler!'' der içinizden bir ses onlara. İçinizdeki o ses resmi ideolojinin de etkisiyle sizi kontrol altına alır, vicdanınıza hükmeder. Devletler sizi özgür yapmaz.
Özgür birey sorumludur. Böylece sorumlu insanın da özgür olması gerekir. Eğer bir kişi ben sorumlu bir insanım diyorsa, neden sorumlu olduğunun da bilincinde olması gerekir. Gerçekten sorumlu bir insan bütün bir insanlıktan sorumludur, bütün bir insanlıktan sorumlu olmak için de geniş bir bilinç çerçevesine sahip olmak gerekir. Ama dünyanın nereden gelip nereye gittiğine, toplumsal yaşamın hangi süzgeçlerden geçip de ne şekilde devam ettiğini idirak edemeyen bir insanın evrensel düzeyde sorumlu olması mümkün değildir. özgür değildir. Kısa vadede dar bir alanda kısa paslaşmalar yapabilir elbette. Eşine karşı sorumludur, çocuklarına karşı sorumludur, patronuna karşı sorumludur ama dünyaya karşı sorumlu değildir.
Zaten şu anki bir düzende insanların tam anlamıyla özgür olmasından bahsedilemez. İnsanlar gündelik yaşam koşullarına o kadar kendilerini kaptırmış vaziyetteler ki eğer bir otomobil konusunda insanların birbirleriyle yarışı bittikten sonra dekorasyon konusunda yeni bir yarış başlıyor. Popüler kavramlarla içli dışlı olunuyor. İnsanları gözlemlediğim kadarıyla çoğunluğunu insani gereksinimler doyurmuyor. Roman'da insanı yakalamak, şiir okurken hayatın iliğini emmek ve de toplumsal olaylar hakkında söz sahibi olmak gibi bir telaşları yok.
Neden mi? Çünkü İsrail bu insanları turnusol kağıdı gibi gün yüzüne çıkardı ve bu toplum ikiye ayrıldı.
Siyonizmin kurucusu Herlz'in ruhu şad olmuştur. 1948'den bu yana Yahudi kavmi artık özgür, kendilerine ait hem de vaat edilmiş topraklarda bir ulus devlete sahipler. Son yapılanla ise Siyonistlerin bu ülke karşılığında ruhlarını şeytana sattığı anlaşıldı. (Zaten bilenler çoktu bunu)
Harun Yahya ismini her gördüğüm mekanda kendisinin dehşet verici antisemit kitapları ile göz göze geliyorum. Bana bakıyorlar, ''Yahudiler kaka dostum, al da bilgilen'' diyor o kitaplar bana. Harun Yahya'nın yağlı saçları ise gözümü delip geçiyor. Güneş gözlüğüm olmadığı için yoluma devam ediyorum. İnceleme fırsatım olmuyor Ah! Şimdi de ümmetçilerin sloganları kulaklarımı tırmalıyor. Walkman'im de olmadığı için koşarak uzaklaşıyorum sokaklardan, caddelerden. Sonra eve geliyorum, internette nefret mesajları! Kaçış yok! Bir yandan faşist sağ, bir yandan da gerici sağ, kaynak olarak Alman Nasyonal Sosyalizminden ve Hristiyan Nazizmin'den alan yurdum insanının (Şöyle ki, Avrupa'da bir zamanlar Yahudi ayinlerinde Hristiyan çocukların kurban edildiği söylentisi,Fransa'dan, İngiltere'den, Almanya, İtalya ve İspanya'dan kovulmaları, Yahudilerin faizle borç verme yasağı, Dreyfus olayı vesaire) bir takım eklemelerle pazara sunması ve içerdiği bilgilerin beni bırakın, sıradan bir Alman faşistini bile şaşırtma olasılığı tekrardan bana biz özgür müyüz sorusunu sordurtuyor.
Hayır değiliz.
Çünkü İsrail devletinin varlığını dahi meşru görmek ve bu devletin politikalarını sorgulamak başka bir şeydir, tüm Yahudilerin bu devletin siyasetlerinden sorumlu olduğunu ileri sürmek, Harun Yahya'nın kitaplarını okumak başka bir şeydir. Birincisi bir siyasi tavır olarak antisiyonizmdir, ikincisi ise bir tür hastalıktır, ırkçılıktır. Sen değil miydin Neo-Naziler Almanya'da Türklere ait ev ve işyerlerini kundaklamalarına sinirlenen? Ne oldu da şimdi elin Hitler'in sözlerini paylaşmaya gidiyor? Yoksa milliyetçiliğin iki yüzlülüğüne mi kurban oldun? Evet, Hitler belki de ilk defa işer yaradı. Sanalda, kendi başına değil de başkasının yazdığı-çizdiği-düşündüğü olgular üzerinden "sharing" yapan, hiçbir orijinal fikir üretemeyen bir nesil var artık.
Siyonistler ve antisemitistler şunu anlamıyorlar;
İsrail sorunu dün ortaya çıkmadı. Hitler'in hepsini öldürememesiyle de ortaya çıkmadı. Hamas'ın kuruluşu ile de ortaya çıkmadı. Filistinlilerin taş ve roket atmalarıyla ortaya çıkmadı. 62 yıl önce, bir grup insanın gelip silah zoruyla yerli halkı kovması ve dışlamasıyla ortaya çıktı. 62 yıldır yaşanan her olay her talihsizlik her cinayet temelde yatan bu haksızlıktan dolayı kaynaklanıyor. Filistinliler her yolu denediler. Silah kullandılar, Oslo görüşmeleri yapıldı ama sonuç koca bir hiç.
Alparslan Aslan , Vakit Gazetesi'nin o malum başlığından- hedef gösteren- sonra, Danıştay'ı basmış, insanları katletmişti. Şimdi de bir tümevarıma varırsak insanlar Yahudilere saldırıyor. Hayırdır? Adalet anlayışınız Taksim'deki Yahudi esnafına küfür etmek mi? Hitler'den methiyeler düzmek mi? İsrailli bisikletçilere saldırmak mı? Sanaldan bır ırka küfretmek mi? Neyle açıklanabilir bu? Mantalitenizi sevsinler. En iyisi uzaklaşmak benim için belki de.
Sonuç olarak, bu ve buna benzer farklarıı anlamadıkça ve bir devlet terörünü ırka endeksleme gayretinde bulundukça özgür olamazsınız. Ve eğer ileride çocuklarımıza güzel bir ülke bırakmak istiyorsanız değişmelisiniz. Çünkü kendini özgür gören insan, gelecekte kendini özgür görecek insanın taslağı gibidir. Değişmek de Facebook'tan ''Vatanını seviyorsan paylaş'' emrine uymaktan geçmiyor.
1 Haziran 2010 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder