16 Mayıs 2010 Pazar

Güvercin.

beyoğlu artık güvenli.
lacivert ordu beni de yendi.
sordum onları ne gerdi,
farklı olanlar onların derdi.




hrant dink, kimilerine göre 300.000 kimilerine göre 1.500.000 ermeni'nin yok edildiği bir sürecin ardından, ermeni kimliği ile kamusal alanda söz sahibi olmuş en etkili aydındı. ermeni diasporası ve türk resmî tarih tezi karşısındaki özgün tutumu onu ayrı özel kılıyordu. hrant dink, ermeni kimliğini vurguluyor, soykırım tartışmalarında inandığı doğrulardan taviz vermeden iki halk arasında kimilerince kurulması imkânsız olarak görülen dostluğun ve kardeşlik bağının oluşturulmasına çalışıyordu. bu yazıda nasıl devlet tarafından sistematik bir biçimde ölüme yolcu edildiğini özetleyip bakunin'i haklı çıkarmaya çalışacağım.

agos, 6 şubat 2004'te hrispine sebilciyan ile yapılmış olan bir ropörtaja yer verdi. sabiha gökçen'in bir ermeni yetimi olduğu iddiasına yer veriyordu. bu tarihten 2 hafta sonra hürriyet gazetesinde bu haber manşet oldu. haberin yayınlanmasından bir gün sonra genelkurmay başkanlığı bir bildiri yayımladı ve bu bildiride '' son zamanlarda medyanın bir bölümünde atatürk milliyetçiliğine ve ulus devlet yapısına karşı yapılan temelsiz eleştirilerin bilinçli ve bilinçsiz olarak verildiği görülmektedir'' dendi. militarizm askerî varlığın savaşma ve sınır bekleme işlevleri dışında diğer toplumsal, ekonomik, siyasal olaylara müdahalesi, yaptıklarının uygulanması ve kabul görmesidir. militarist bir ülkeyiz işte. sabiha gökçen'in ermeni olma ihtimali millî bütünlüğe aykırı olarak görülüyordu genelkurmay tarafından. bu ''hizaya çekme'' amaçlı bildiri, dink'in hedef haline getirilmesi için başlangıçtı. zaten daha sonra bu bildiri sebebiyle istanbul valiliği dink'i yanlarına çağırıp, uyarılır.

daha sonra, milliyet gazetesi'nden hasan pulur ve hürriyet gazetesi'nden melih âşık, dink'i hedef haline getiren köşe yazıları yazdılar (yazıların teması: aba altından sopa göstemekti). cumhuriyet gazetesi'nden ilhan selçuk ise yazısında ''ermenilerin çocuklarını bırakıp kaçtıklarını'' yazar. ilhan selçuk böylece dink'i hedef göstermek bir yana, katledilen bir halkın acısını aşağılamaktadır. emin çölaşan ise ''şeriat kurallarına göre yönetilmeyi iste, apo'ya özgürlük iste, ülkenin bölünmesini iste'' cümleleriyle dink'in tavrını bambaşka bir bağlama taşır ve yazılarının devamında ''türk'ün kanının zehirli olduğunu öne süren yazar'' diye hedef gösterir. yeniçağ gazetesi ise ''dink'in ülkeyi tasfiye etmeye çalıştığını'' ileri sürer. çaresiz kalan dink basın konseyi'ne şikâyette bulunur. ve yeniçağ gazetesi sadece uyarı alır.

''türk'ten boşalacak zehirli kan ibaresi'' ise diasporanın gözündeki türk imajıdır. hrant yazısında bunu belirtmiştir. ama deniz som, ve diğer faşist yazarlar tarafından cımbızlanmıştır bu ibare. som, cımbızlamasının sonucunda dink'e ''adolf hitler'den bile faşist olduğunu'' söyler. ülkücüler ise ''türk'ten boşalacak zehirli kan'' ibaresi sebebiyle agos'un önünde toplanıp eylemler yaparlar. ''kahrolsun asala'', ''ya sev ya terk et'' gibi. gündem gazetesi ve kanal 7 dışında hiçbir medya kuruluşu bunu haber yapmaz.

2005 nisan'ında dink hakkında urfa'daki bir konferans sebebiyle dava açılır. panelde ''kahraman ırkıma bir gül'' dizisini söylemediğini, ''çalışkan halkıma bir gül'' dense rahatlıkla söyleyebileceğini belirtir. yeniçağ gazetesi ise ''kovun bunları, ya sev ya terk et'' sloganlarını manşet yapar.

devlete gelince, trabzon emniyet müdürlüğü de, ogün samast'ın yaşadığı pelitli belediyesindeki insanlar da, istanbul emniyet müdürlüğü'nden yetkin isimler de bu cinayeti önceden biliyorlardı. polis muhbiri olan erhan tuncel daha önce söylemesine rağmen gram önlem alınmaz.

hrant dink'i öldüren ırkçılık temelleri üzerine kurulmuş olan devlettir, onun borozancılığını yapan burjuvazi medyadır.


''kutlayanım var ağlayanım da
bak sana bayram bana bomba
kutlayamazsan ağla yanımda
ruhumu al da yüzleş aklınla''

hrant için, adalet için. seni hiçbir zaman unutturmayacağız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder