Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, 30 madencinin yaşamını yitirdiği facia için kelimelerin bile yetmediği bir açıklama yaptı. Dinçer, madenciler için "Güzel öldüler" dedi, ailelerin huzur içinde olduğunu ileri sürdü.
Hımmm.
Pes.
....
Ben hâlâ pes diyorum çünkü teselli edebiyatında ortaya çıkıyor bu adamlar. Öncesinde görmek mümkün müdür? Maden kazalarında, depremlerde ve tersane facialarında ölümü alınyazısına bağlamak, güzel öldüler edebiyatı yapmak suçu kabullenememenin sonucudur. Bir hükümetin görevi iş kazalarını en aza indirecek önlemleri almaktır. Türkiye'de ise iş kazalarının faturası Allah'ın çizdiği yola kesişiyor işte. Bu tür kazalar Amerika Birleşik Devletleri'nde olmuş olsaydı sorumlular hapise sokulup koğuşun anahtarı grizu patlamasıyla imha edilirdi. Bu British Petroleum gibi önde gelen şirket tarafında da meydana gelse bile. Ödenecek tazminatlar ise o şirketin iflasını doğururdu. Akp hükümeti döneminde bu tür insanların, bu tür niteliksiz ve bilgisiz kişiler başa gelmesi sebebiyle, özelleştirmeler bu şekilde devam ettiği için de, tüm işçilerin kaderinde ölüm var. Türkiye'de her 5 saatte bir işçi iş kazasından dolayı ölüyor artık. Fabrikalarda, inşaatlarda, tersanelerde, maden ocaklarında binlerce insanımız ölür, on binlercesi sakat kalır, çürük binalara iskan izni veren inşaat mühendisleri sokaklarda geziyor, Veli Göçer hariç.
Sevgili arkadaşlar, güzel de ölmemişlerdir çünkü bu madencilerin çoğunun ölümü örneğin 70 yaşında kalp krizi ile sonlanmalıydı. Kader, hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten, "ne yapalım kaderimiz böyle" diyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. Güzergâh bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir."Bir din adamı ''ben inançlı bir adamım, kadere inanırım, seninle de tartışmam bu yüzden.'' diyebilir. Ama bir ülkenin başbakanının inançlı-inançsız tüm insanları ikna edecek bir açıklamada bulunması zorunludur, değilse def olmalıdır. Bu durumda eğer kader ise bu olanlar, inançsız bir maden işçisi kaba bir tabirle ''Başbakan beni siklemiyor'' diyebilir.
Bunları niye yazdım, çünkü ''kaderci'' başbakan'ın sözlerine körükle gitmiş Ömer Dinçer. Memlekette ölüm şekillerine önem veriyoruz, cinayetçiler bildiğim kadarıyla hep linç edilmek istenir. İnsan yapınca cinayet, devlet yapınca ise bir farklılık olmuyor, hatta gayri resmî idam cezası deniyor. İktidarları sayesinde ''güzel'' öldüler o işçiler.
28 Mayıs 2010 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder